ANASAYFA

HURAFELER

ŞEHİTLERİ UNUTMA

ZİYARETCİLER

AKAİD

ÖZELLİKLERİMİZ

SORULARINIZ

KUR`AN ve TARİH

KAVRAMLAR

KUR`ANİ YAZILAR


   
  Tebyin - KUR`AN-I ANLAMAK KOLAYDIR....
  1- KİTAB-I MUKADDES VE TEOKRASİ
 

İKİNCİ BÖLÜM

KİTAB-I MUKADDES'E VE KUR'AN'A GÖRE TEOKRASİ VE LAİKLİK

 

62. Türkiye'de siyaset, ekonomi ve hukuk gibi temel konuların din ile il­gisi, genellikle hırıstiyanlık ve ya­hudilik açısından ele alınır. Bu sa­hada yetişenlerin çoğu, İslam'ın bu gibi konulara bakışını ya bilmez ya da yanlış bilir. Teokrasi ve laik­lik kav­ramları da böyledir. Bu iki kav­ram, hırıstiyan ülkelerde ortaya çıkmıştır. Aşağıdaki yazı, böyle bir bilgi eksikliğini gidermeye katkıda bulunmak amacıyla hazırlanmıştır.

1- KİTAB-I MUKADDES VE TEOKRASİ

63. Teokrasi, theos (tanrı) ve kra­tein (hükmetmek) sözlerinden olu­şan birleşik bir ke­limedir[1]. Hakimiyeti Tanrıya, ya da Tanrı iradesine da­yandı­ran yönetimler için kul­lanılır. Buna göre krala ve hükümet­lere itaat Tanrı'ya itaattir. Onlara karşı gel­mek Tanrı'ya karşı gel­mektir. Çünkü kral, hükümetler ve vali­ler Tanrı tarafından belir­lenir ve onun tarafından göreve ge­tirilirler.

Bunun Kitab-ı mukaddes'te da­yanağı vardır. Ama Kur'an böyle bir yönetim anla­yışını kabul etmez.

A-  İlgili Metinler

64. Kitab-ı mukaddes, Ahd-i atîk ve Ahd-i cedîdden oluşur. Tevrat'a Ahd-i atîk, İncil'e de Ahd-i cedîd denir.

65. İncil'de teokrasiyi öngö­ren me­tinler vardır. Tevrat'ta ise bu an­lama gelebilecek bir ifade yer alır. Tevrat'ın ifadesi şöyledir:

Süleyman dedi ki, "Ey oğlum Rab'den ve kraldan kork. İhtilalcilere ka­rışma[2]."

İncil, iki yerde teokrasiyi açıkça emreder. Bu metinler Pavlos'un ve Petrus'un mektuplarında yer alır.

a- Pavlos'un Romalılar'a mektubu

66. Pavlos  mektubunda şöyledir:

"Herkes emri altında bulunduğu hükümetlere boyun eğsin. Zira Allah tarafından verilmemiş bir yetki yoktur. Mevcut hü­kümetler Allah tarafın­dan atanmıştır. Bunun için hükümete karşı gelen Allah'ın düzenine karşı direnmiş olur. Direnenler kendilerini sorum­luluk altına sokacaklardır. Çünkü hü­küm­darlar iyi işler için değil, sa­dece kötü işler için korkuturlar. Hükümetden korkmamak ister mi­sin? Öyleyse iyi olanı yap, o za­man onun tarafından övülürsün. Çünkü o Allah tarafından, senin iyiliğin için  görevlendirilmiştir. Ama eğer kötü olanı ya­parsan kork, çünkü kılıcı boş yere taşımıyor. Zira o Allah'ın hizmetin­dedir, kötü­lük işleyene olan öfke­den dolayı intikam alır. Bu sebeple yalnız kor­kudan değil, gönülden bir bağlılıkla da ona bağımlı olmak gerekir[3]".

b- Petrus'un 1. mektubu

67. Petrus'un 1. Mektub'unda şu ifadeler geçer:

"İmdi insanlar tarafından kuru­lan her düzene Rabb için bağımlı olun. Gerek başta bulunan kişi ol­ması nedeniyle krala, gerekse vali­lere boyun eğin. Çünkü onlar, O'nun ta­rafından, suçluları ceza­lan­dırsınlar ve iyi iş yapanları öv­sün­ler diye gönderilmişlerdir. Zira Allah'ın is­tediği şudur: Hür kişiler gibi yaşa­yın, ama hürriyetinizi şerre örtü yapma­yın. Ancak Allah'ın kulları gibi olup iyilik yapa­rak cahil kişile­rin cahilliğini sustu­run. Herkese saygı gösterin. Kardeşleri sevin. Tanrı'dan korkun. Krala saygı gös­te­rin[4]."

 

B- Teokrasi İle İlgili Yorumlar 

68. Hırıstiyan düşünürlerden Jean Calvin ve Stephanus Junıus Brutus'a göre Hırıstiyanlık teokra­siyi emretmektedir.

a- Jean Calvin'in  yorumları

69. Calvin Kitab-ı mukaddes'in yu­karıdaki ifadelerini şöyle yo­rumla­maktadır:

"Petrus, "krala saygı gösterin." ve Süleyman, "Oğlum Tanrı'dan ve kraldan kork." dediği zaman biz­den bir şey isti­yor. Çünkü birin­cisi, saygı terimi ardında içten ve ger­çek bir hürmeti kastediyor, ikincisi, kralı Tanrı'yla birlikte anarak kralın bir çeşit kutsal yücelik ve değerle donatıl­mış olduğunu gösteriyor.

Pavlos'un önemli buyruğunu da unutmamalıyız. Onun,"Bu se­beple yalnız korkudan değil, gönülden bir bağlılıkla da ona bağımlı olmak ge­rekir." sözüyle anlatmak istediği, prenslere ve yöneticilere olan itaatin sadece korkudan değil, bu­nun aynı zamanda Tanrı'ya itaat olduğu biline­rek yapılması gereğidir. Çünkü prenslerin ve yö­neticilerin iktidarı Tanrı'dan gelir...

Pavlos der ki, "Herkes emri al­tında bulunduğu hükümet­lere bo­yun eğsin." Şu halde her kim hükümete karşı gelirse Tanrı'nın dü­zenine karşı gelmiş olur.

70. Şu hususta kimse kendini al­datmasın, Tanrı'ya karşı gel­meksi­zin yöneticilere karşı çıkamayız. Çünkü silahsız bir yönetici ceza­landırama­yacağı için küçümsense de Tanrı si­lahlıdır ve bu küçüm­seyişin intikamını derhal alacaktır. 

İtaat kavramı altında şu unsur­ları görüyorum: Fertler kamu ile ilgili konu­larda kendilerini yetkili gör­memeli, devlet işlerine karışma­malı, yöneticilerin yetkisine gi­ren işlere bu­runlarını sokmamalı ve genel olarak kamuyu ilgi­lendi­ren herhangi bir girişime kalkışmama­lıdırlar. Kamu düze­ninde düzel­til­mesi gerekli olan bir bozukluk varsa kar­gaşa çıkarmamalı, elleri­nin bağlı olduğu bir işe kendilerini sokma­malıdır­lar. Bu alanda eli kolu bağlı olma­yan tek kişi yönetici­dir. Demek is­tediğim, kendile­rine emir verilme­den hiç bir işe kalkışma­sın­lar. Çünkü eğer yönetici emir vere­cek olursa on­lar da kamu otori­tesi ile yetkilendirilmiş olurlar...

71. Kamu yararına uygun yöne­ten­ler, Tanrı'nın hakimiyetinin ger­çek ör­nekle­ridir. Adaletsizce ve dikta­törce hükmedenler de yine Tanrı ta­rafından in­sanları günah­karlıklarından dolayı ceza­landırmak için görevlendirilmişler­dir. Yine de onlarda ya­sal gücü Tanrı'dan aldık­larını gösteren o kutsal haşmet vardır...

Bütün şereften yoksun, en kötü karakterli bir kimse bile eğer kamu yetkisine sa­hipse, Tanrı'nın kendi buyrultusuyla adaletinin ve yargı­sının bakanlarına havale et­tiği o görkemli, kutsal iktidarla do­natıl­mıştır ve do­layısıyla halkına itaati bakımından kralların en iyisi kadar şerefe ve saygı görmeye layıktır.

Karakterleri ne olursa olsun, bu saygıyı, hatta bu dindarca bağlı­lığı bütün yöne­ticilerimize sonuna ka­dar göstermek zo­rundayız. Bunu sık sık tekrar ediyorum ki, kişileri kendi başlarına ele alma­mayı öğ­renelim; Tanrı'nın buyrultusuyla kişilikle­rinde sarsılmaz bir haşme­tin yazılı ve kazınmış ol­masını ye­terli sayalım...

72. Kötülükleri tedavi etmek üs­tü­müze düşmez. Bize dü­şen tek şey, bü­tün kralların yürek ve meyil­leri elinde olan Tanrı'nın yardımını is­temektir... Tanrı'nın önünde onun kut­sadıklarını öpme­yen, yargılanan boynu bükükleri ezmek için ada­letsiz yasalar çıka­ran, yok­sul in­sanlara zulüm, dul kadınlara hak­sızlık, öksüzlere ezi­yet eden, yer­yüzünün bü­tün kralları ve yargıçları sonunda yerlerin­den düşecek ve ezile­ceklerdir[5]."

b- Stephanus Junıus Brutus'un yorumları

73. Brutus bu konuda şöyle der: Kutsal Kitap, Tanrı'nın kendi sul­ta­sıyla, kralların ise tanrı'dan aldık­ları sultaya da­yanarak hükmettik­lerini, asıl egemenliğin Tanrı'da bulundu­ğunu, kralların onun dele­geleri ol­duklarını söyler[6].

Kral makamını, Krallar Kralı efendimiz Tanrı'dan, kendi halkına adalet dağıtmak ve onları bütün düşmanlarına karşı korumak ama­cıyla alır..

Kralların taç giymesinde iki türlü sözleşme olduğunu oku­yoruz: Biri halkın Tanrı'nın halkı olması için Tanrı'yla kral ve halk arasında, ikincisi, halkın sadakatla itaat, kra­lın da ada­letle hükümdarlık et­mesi için kralla halk arasındadır[7]."

 

C- Kilise Ve Teokrasi

74. Kilise, teokratik sistemin en te­mel kurumudur. Çünkü bu sis­temde kralı, hükümetleri ve valileri belirleyen ve göreve getirenin Tanrı olduğuna inanılır. Hırıstiyanlara göre Tanrı Baba, Oğul ve Kutsal Ruh üçlüsüdür. Oğul İsa'dır."Gökte ve yeryüzünde bütün iktidar ona verilmiştir[8]."  İsa adına hareket etme ve karar verme yetkisi ise kiliseye aittir. İsa kili­sede hazır bulunur. Çünkü kilise onun manevi varlığı ile bü­tünleş­miştir[9]. Kutsal Ruh ise kili­seyi Allah'ın yani Baba'nın nimeti ve armağanlarıyle doldurur ve hata­lardan korur[10].

75. Matta İncil'ine göre Hz. İsa çarmıha gerilip defnedildikten üç gün sonra kabrinden çıkmış, Galile'de 11 havarisine gö­rünmüş ve şöyle demiştir:"Gökte ve yeryü­zünde bütün iktidar bana ve­rilmiş­tir. Şimdi gidin, bütün ulusları öğrenci yapın. Onları Babam, Ben ve Kutsal Ruh adına vaftiz edin. Sizlere buyurduğum her şeyi tut­malarını onlara öğretin. İşte dün­yanın sonuna kadar ben her an sizlerle beraberim[11]."

Bu, kiliseyi hırıstiyanlar yanında güçlü bir hale getirmiştir. Hatta bir kimsenin hırıstiyanlığa kabulü de kilisenin onayı ile olur. Bunun için vaftiz gerekir. Vaftiz, Yunanca suya batırmak demektir. Bir Hırıstiyanlık terimi olarak İsa'nın manevi vücu­duyla birleşmeyi ve Kutsal Ruh'la yeniden doğmayı ifade eder. Vaftiz, hırıstiyan olmanın ilk şartıdır. Bir kiliseden diğerine geçmek de vaftizle olur[12].

76. Hırıstiyan dünyasında en çok mensubu bulunan mezhep Katolik Mezhebidir. Bu mezhep kendini Petrus'a bağlar. Ruhanî reis Papadır. Papa, İsa'nın vekili ve Petrus'un halefi­dir. Papa yanılmaz bir otorite, kilise ise evrenseldir. Kilise dışında kurtuluş yoktur. Roma, diğer kiliselerin ruhanî merke­zidir ve hepsinden üstündür. Kilise, Kutsal Ruh tarafından sevk ve idare edilir. Kutsal Ruh Baba ve Oğul'dan çıkar. İncil'in yorumu ki­lise eliyle olur[13].

77. Teokratik düzende kralı, hü­kü­metleri ve valileri belirleme ve gö­reve getirme yetkisi kiliseye ait­tir. Çünkü kilise Tanrı adına hare­ket eder ve ona ait olan yetkiyi kul­lanır. Fakat ki­lise bu konuda bir so­rumluluk üstlenmez. Zaten Kutsal Ruh'un kiliseyi hatalardan ko­ruduğu[14] inancı onlara sorumlu­luk yüklemeye engeldir.

78. Buna göre teokrasiyi şöyle tarif etmek gerekir: "Teokrasi, ha­kimi­yeti kilisenin iradesine bırakan yö­netim  biçimidir. Bu sistemde kralı, hükümetleri ve valileri belir­leyen ve göreve getiren kilisedir."

DEVAMI»»

--------------------

[1]- Mümtaz Soysal, Anayasaya Giriş, Ankara 1968, s. 16.

[2]- ""Ey oğlum Rab'den ve melik'ten kork. İhtilalcilerle ihtilat etme" Emsal-i Süleyman, XXIV/21, Kitab-ı Mukaddes, İbrani, Keldânî ve Yunan dillerinden tercüme. Dersaadet 1910. Ahd-i atîk s.775.

[3]- Mektup sadeleştirilmiştir, aslı şöyledir: "Herkes emri altında bulunduğu hükumetlere itaat etsin. Zira Allah tarafından ol­mayan bir hükü­met yoktur ve mevcut hükumetler Allah tarafından tertip olunmuştur. Bunun içün hükumete muha­lefet eden Allah'ın tertibine mukavemet etmiş olur ve mukavemet edenler kendi aleyhlerine hüküm davet edecekler. Zira hükümdarlar iyi ameller içün değil, ancak kötü ameller içün korkuturlar. Hükümetden korkmamak ister misin. İyi olanı işle ve onun tarafından medholunacaksın. Çünkü senin iyiliğin içün Allah tarafından  memurdur. Lakin eğer kötü olanı işler isen kork, çünki kılıcı bey­hude yere taşımıyor. Zira Allah tarafından memur olup kötülük işleyen üzerine gazab icrası içün in­tikam alıcıdır. Bu ecilden yalnız gazab sebebiyle değil, ancak zamir sebebiyle dahi tabi olmak la­zımdır." (Pavlos'un Romalılara Mektubu,13. bab, 1-5, Kitab-ı Mukaddes, Ahd-i cedîd s.206.)

[4]- İfadeler sadeleştirilmiştir, aslı şöyledir. "İmdi Rabb içün tanzimat-ı beşeriyyenin her birine gerek padişaha cümleye faik olduğundan, gerek valilere, şer işleyenlerin mücâzâtı ve hayır işleyenlerin medhi içün anın tarafından irsal olunanlar bulunduklarından itaat ediniz. Zira Allah'ın iradeti budur ki, hürler gibi, ama hürriyetinizi şerre örtü tutmayup ancak Allah'ın kulları gibi olarak cahil ademlerin cehaletini hayır işlemekle iskat edesiz. Cümleye hürmet ediniz. Biraderleri seviniz. Allah'tan korkunuz. Padişaha hürmet ediniz." (Petros'un l. mektubu, II/13-17. Kitab-ı Mukaddes, Ahd-i cedîd, s. 298.)

[5]- Jean Calvin, Hırıstiyan Dininin Öğretisi'nden seçme parçalar (Christianae religionis institutio, Kitap IV, Bölüm 20: Devlet Yönetimi Üstüne) çeviren  Şahin ALPAY, Batı'da Siyasal Düşünceler Tarihi 2, Yeni Çağ. Derleyen Mete TUNCAY Ankara 1969, s.48-51.

[6]- Stephanus Junıus Brutus, Vindiciae contra Tyrannos (Tiranlara karşı haklar) Çeviren Mete TUNCAY, Batı'da Siyasal Düşünceler Tarihi 2, Yeni Çağ, Seçilmiş Yazılar, Ankara 1969, s. 62.

[7]- Brutus, a.g.e. s. 63.

[8]- "Ve İsa yanlarına gelüb anlara hitaben dedi ki, semada ve zeminde bütün hükumet bana verildi." (Matta 18, Kitab-ı Mukaddes, Ahd-i cedîd, s. 43.)

[9]-TÜMER, KÜÇÜK, a.g.e  s.263.

[10]-TÜMER, KÜÇÜK, a.g.e. s. 256.

[11]- Metin sadeleştirilmiştir. Elimizdeki nüshadaki ifedeler şöyledir. " Ve onbir şakirdler Galil'e İsa'nın onlara emr etdigi dağa vardılar. ve Onu görünce ona secde kıldılar. Lakin bazısı şüphe etdiler. Ve İsa yanlarına gelüb anlara hitaben dedi ki, semada ve zeminde bütün hükumet bana verildi. İmdi gidiniz, cümle milletleri şakird ediniz. Onları Peder ve Ben ve Ruh'ul-Kudüs ismine vaftiz ediniz.Ve size emrettiğim şeylerin cümlesini hıfz etmeyi anlara talim ediniz ve işte dünyanın nihayetine degin ben her vakt sizin ile beraberim." ( Matta 16-20, Kitab-ı Mukaddes, Ahd-i cedîd, s. 43.)

[12]- TÜMER, KÜÇÜK, a.g.e. s. 268.

[13]- TÜMER, KÜÇÜK, a.g.e. s. 270.

[14]-TÜMER, KÜÇÜK, a.g.e. s. 256.

 
  Bugün 215 ziyaretçi bizimle..