ANASAYFA

HURAFELER

ŞEHİTLERİ UNUTMA

ZİYARETCİLER

AKAİD

ÖZELLİKLERİMİZ

SORULARINIZ

KUR`AN ve TARİH

KAVRAMLAR

KUR`ANİ YAZILAR


   
  Tebyin - KUR`AN-I ANLAMAK KOLAYDIR....
  3- KUR'AN'A UYGUN MÜSLÜMANLIK
 

3- KUR'AN'A UYGUN   MÜSLÜMANLIK

22. İslam Allah'ın dini, Hz. Muhammed de Allah'ın son elçisidir. Kur'an-ı Kerim, hem Hz. Muhammed'in Allah'ın elçisi olduğu­nun belgesi, hem de Allah'ın insanlardan neler istediğini açıkça ortaya koyan ve güvenli yollarla bize ulaşmış olan ilahî kitap­tır. Bu sebeple Kur'an'ı iyi anlamak gerekir.

Allah Teâlâ şöyle buyurur:

Bunlar Kur’an üzerinde akıl yormazlar mı? Yoksa kalp­ler üzerinde kilitler mi vardır?  (Muhammed 47/24)

And olsun ki, biz Kuran'ı, üzerinde dü­şünülsün diye kolaylaştırdık; ama hani dü­şü­nen? (Kamer 54/17, 22, 32 ve 40)

 

 

23. Müslümanlar Kur’an üze­rinde düşün­meyi asır­larca unuttular. Kur’an üzerinde akıl yorma gereği unutulunca o, ulaşıla­maz, erişile­mez bir kutsal sayıldı ve onu anla­yamayacağımız şeklinde bir ka­naat oluştu. Sonra eskile­rin her şeyi hallettiği savu­nuldu ve yeniliklere kapılar kapandı. Nihayet Kur'an, se­vap kazanmak için oku­nan bir kitap haline dönüştü.

Allah Teâlâ şöyle buyurur:

 

إِنَّ هَذَا الْقُرْآنَ يَهْدِي لِلَّتِي هِيَ أَقْوَمُ وَيُبَشِّرُ الْمُؤْمِنِينَ الَّذِينَ يَعْمَلُونَ الصَّالِحَاتِ أَنَّ لَهُمْ أَجْرًا كَبِيرًا (9)

9-"Bu Kur'an, gerçekten en doğruya ve en sağlama ulaştırır ve  iyi davranışlarda bulunan müminlere, kendileri için büyük bir mükafat olduğunu müjdeler.." (İsra 17/9)

 

Kur'an, gerçekten en doğru ve en sağlam olana ulaştırır. Fakat o, anlamak için değil de sadece sevap olsun diye oku­nursa onunla bir yere ulaşılamaz. Böyle bir şey, tıpkı kaliteli bir balın, sırf görüntüsü ve ko­kusu ile yetin­meye benzer. Yenmeyen balın vücuda ne faydası olur. Müslümanlar asırlardır böyle yapmışlar ve Kur'an ile yeterince bes­lenememişlerdir. Geleneksel kültür kalıpları ile hurafeler iç içe girmiş, halkı hurafeler sar­mıştır. Ama artık Kur'an'ı an­lamak için okuyanlar ve Kur'an üzerinde akıl yoranlar vardır. Bunlar kendilerini ve toplumu sorgula­mak­tadırlar. Bu hareket geçmişle de he­sap­laşmaktadır.

 Allah Teâlâ şöyle buyurur:

أَلَمْ يَأْنِ لِلَّذِينَ آمَنُوا أَنْ تَخْشَعَ قُلُوبُهُمْ لِذِكْرِ اللَّهِ وَمَا نَزَلَ مِنْ الْحَقِّ وَلَا يَكُونُوا كَالَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ مِنْ قَبْلُ فَطَالَ عَلَيْهِمْ الْأَمَدُ فَقَسَتْ قُلُوبُهُمْ وَكَثِيرٌ مِنْهُمْ فَاسِقُونَ (16)

 

16-İnanmış kimseler için Allah'ı gönülden hatırlama ve ondan inen gerçeğe içten bağ­lanma zamanı hâlâ gel­medi mi? Sakın daha önce kendilerine Kitap verilen­ler gibi olmayalar. Onların üze­rinden uzun za­man geçmişti de kalpleri katılaşmıştı. On­lardan çoğu yoldan çıkmış durumdadır.  (Hadid 57/16)

 

24. Türkiye'de kendini müslü­man sayma­yan azdır. Kendini müslüman sayanlar iki kesimdir. Birinci kesim kendini inanç bo­yutunda müslüman sayar. Onların içinde oruç tutan, kurban ke­sen, bayram na­mazı kılan ve zaman zaman Cuma na­mazına gidenler vardır. Onlar Batı me­deniyetini he­deflemişlerdir. Kolaylık olsun diye onlara "Batıcılar" diyelim. Diğer kesim ise dinin emirle­rini yerine getirme arzu ve kararlılığı içindedirler. Onlara da "dindarlar" diyelim.

Batıcılar dindarları gerici ve tutucu sa­yar, dindarlar da onları dinin dışında kal­makla suçlarlar.

 

25. Son yıllarda gösterilen gayretler her iki kesimi de Kur'an'ın etrafında toplamış­tır. Kur'an'a yönelen Batıcılar, dindarlardan bir kısmının ya­şadığı dinin hurafelerle dolu olduğunu görmüşler ve böyle bir din anlayışı ve uy­gulamasından uzak oldukları için kendi­lerini şanslı saymış­lardır. Bu durum, böyle din­darları fena halde sarsmıştır. Bu sar­sıntı karşısında onlar kendilerini savunmak için Kur'an'a yönelince yapılan tenkitlerin ço­ğunun haklı ol­duğunu görmüşlerdir. Bu yö­neliş, hurafeye bulaşmış ol­sun olmasın, bütün dindarları ve Batıcıları derinden etki­lemiştir. Artık bunların hepsi, Kur'an'ın etra­fında tek vücut olma nokta­sına yaklaş­mış­lardır.

 

26. Bu sarsıntı, bazı kimselerin kendilerini tamamen dinin dışında görmelerine sebep olmuştur. Allah'ın Kitabına yönelmenin olduğu her yerde bu süreç kaçınılmaz olarak yaşanır. Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurur:

Onlara bu işte (din işinde) apaçık belgeler verdik. Birbirlerine düşmeleri ancak, kendilerine bu bilgi geldikten sonra, aralarındaki çeke­mezlikten dolayı oldu. İşte senin Rabbin kıyamet günü, onların ayrılığa düştükleri konularda aralarında hük­medecektir. (Casiye 45/17)

Ehl-i Kitap’tan ve müşrik­lerden olan o tanımazlar, kendilerine apaçık bir kanıt ge­linceye dek çözülecek değillerdi.

O (kanıt) Allah’ın elçisidir ki, tertemiz sayfalar okur.

Onlarda dosdoğru hüküm­ler bulunur.

Kendilerine Kitap verilen­lerin bölük bölük bölünmeleri, ancak bu apaçık belgenin (Kur'an'ın) onlara gelmesin­den sonra olmuştur. (Beyyine 98/1-3)

 

 

De ki: "Doğru geldi, eğri yok oldu. Çünkü eğri hep yok olagelmiştir.

İnananları esirgeyen ve iyileştiren ne varsa, biz Kuran ile onu indiririz. Ama bu, zalimlerin sadece yıkı­mını artırır.  (İsra 17/81-82)

 

27. Kur'an'a yönelmenin güçlü olduğu her yerde çözülen gruplar, ellerindekini kay­betme korkusuyla harekete geçerler. Duygusal davran­dıkları için tozu dumana ka­tarlar. Kendilerine hiç bir şey anlata­mazsınız. Onlara karşı sabırlı olmak gerekir.

 Allah Teâlâ bu konuda şöyle bu­yurur:

"Sizde bir iyilik görülse bu onları tasa­landırır. Başınıza bir kötülük gelse ona da se­vinirler. Eğer sabırlı olur ve koru­nursanız onların kurduk­ları düzen size bir zarar vermez. Çünkü onlar ne yapsalar Allah, onu çepe­çevre kuşatır." (Al-i İmran 3/120)

 

Bu çalkantılar faydalıdır. Bu sayede kimileri sevap kazanır, kimilerinin de gerçek kimliği ortaya çıkar. Sonunda sağlam bir din anlayışı elde etmek mümkün olur. 

 

28. Kur'an'a yönelme bir fan­tazi ya da bir moda değildir; evrensel ve kalıcı boyut­ları olan ciddi bir iştir. Kur'an'a yönelme sloganı ile çıkan­lardan kimileri, Kur'an'a uyma yerine Kur'an'ı kendilerine uydurma çabasına girebil­mektedirler. Bunlar başkala­rını tenkit ederken kendileri­nin ne duruma düştüklerinin farkına bile varamıyorlar. Bu sebeple Kur'an'a yönelen herkes kendini bu açıdan sık sık sorgulamalıdır.

Allah Teâlâ şöyle buyurur:

Allah’ın ipine hep birlikte sımsıkı sarı­lın; birbirinizden ayrılma­yın. (Al-i İm­ran 3/103)

 

يَاأَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا أَطِيعُوا اللَّهَ وَأَطِيعُوا الرَّسُولَ وَأُوْلِي الْأَمْرِ مِنْكُمْ فَإِنْ تَنَازَعْتُمْ فِي شَيْءٍ فَرُدُّوهُ إِلَى اللَّهِ وَالرَّسُولِ إِنْ كُنتُمْ تُؤْمِنُونَ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ ذَلِكَ خَيْرٌ وَأَحْسَنُ تَأْوِيلًا (59)

 

59-Ey İnananlar! Allah’a bo­yun eğin, el­çisine boyun eğin, sizden olan yetkililere de. Bir konu üzerinde çeki­şince, eğer Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsanız onu hemen Allah’a ve Resulüne götürün. Bu hem daha hayır­lıdır, hem de sonu daha iyi olur. (Nisa 4/59)

 

Allah'ın indirdiği Kitap ile aralarında hükmet. Sakın onların heveslerine uyma. Onlardan kaçın ki Allah'ın sana indirdiği­nin bir kısmın­dan seni saptır­masınlar. Eğer yüz çevirirlerse bilesin ki, Allah bir takım günahla­rına karşılık başlarına bir kötülük gelmesini istiyordur. Zaten insan­lardan çoğu ger­çekten yol­dan çıkmıştır.

 Yoksa Cahiliye devri hükmünü mü arıyorlar? İyi bilen bir millet için kimin hükmü Allah'ın hükmünden güzel olabilir? (Mâide 5/49,50)

 

DEVAMI»»

 
  Bugün 234 ziyaretçi bizimle..