22. İslam Allah'ın dini, Hz. Muhammed de Allah'ın son elçisidir. Kur'an-ı Kerim, hem Hz. Muhammed'in Allah'ın elçisi olduğunun belgesi, hem de Allah'ın insanlardan neler istediğini açıkça ortaya koyan ve güvenli yollarla bize ulaşmış olan ilahî kitaptır. Bu sebeple Kur'an'ı iyi anlamak gerekir.
Allah Teâlâ şöyle buyurur:
Bunlar Kur’an üzerinde akıl yormazlar mı? Yoksa kalpler üzerinde kilitler mi vardır? (Muhammed 47/24)
And olsun ki, biz Kuran'ı, üzerinde düşünülsün diye kolaylaştırdık; ama hani düşünen? (Kamer 54/17, 22, 32 ve 40)
23. Müslümanlar Kur’an üzerinde düşünmeyi asırlarca unuttular. Kur’an üzerinde akıl yorma gereği unutulunca o, ulaşılamaz, erişilemez bir kutsal sayıldı ve onu anlayamayacağımız şeklinde bir kanaat oluştu. Sonra eskilerin her şeyi hallettiği savunuldu ve yeniliklere kapılar kapandı. Nihayet Kur'an, sevap kazanmak için okunan bir kitap haline dönüştü.
Allah Teâlâ şöyle buyurur:
إِنَّ هَذَا الْقُرْآنَ يَهْدِي لِلَّتِي هِيَ أَقْوَمُ وَيُبَشِّرُ الْمُؤْمِنِينَ الَّذِينَ يَعْمَلُونَ الصَّالِحَاتِ أَنَّ لَهُمْ أَجْرًا كَبِيرًا (9)
9-"Bu Kur'an, gerçekten en doğruya ve en sağlama ulaştırır ve iyi davranışlarda bulunan müminlere, kendileri için büyük bir mükafat olduğunu müjdeler.." (İsra 17/9)
Kur'an, gerçekten en doğru ve en sağlam olana ulaştırır. Fakat o, anlamak için değil de sadece sevap olsun diye okunursa onunla bir yere ulaşılamaz. Böyle bir şey, tıpkı kaliteli bir balın, sırf görüntüsü ve kokusu ile yetinmeye benzer. Yenmeyen balın vücuda ne faydası olur. Müslümanlar asırlardır böyle yapmışlar ve Kur'an ile yeterince beslenememişlerdir. Geleneksel kültür kalıpları ile hurafeler iç içe girmiş, halkı hurafeler sarmıştır. Ama artık Kur'an'ı anlamak için okuyanlar ve Kur'an üzerinde akıl yoranlar vardır. Bunlar kendilerini ve toplumu sorgulamaktadırlar. Bu hareket geçmişle de hesaplaşmaktadır.
Allah Teâlâ şöyle buyurur:
أَلَمْ يَأْنِ لِلَّذِينَ آمَنُوا أَنْ تَخْشَعَ قُلُوبُهُمْ لِذِكْرِ اللَّهِ وَمَا نَزَلَ مِنْ الْحَقِّ وَلَا يَكُونُوا كَالَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ مِنْ قَبْلُ فَطَالَ عَلَيْهِمْ الْأَمَدُ فَقَسَتْ قُلُوبُهُمْ وَكَثِيرٌ مِنْهُمْ فَاسِقُونَ (16)
16-İnanmış kimseler için Allah'ı gönülden hatırlama ve ondan inen gerçeğe içten bağlanma zamanı hâlâ gelmedi mi? Sakın daha önce kendilerine Kitap verilenler gibi olmayalar. Onların üzerinden uzun zaman geçmişti de kalpleri katılaşmıştı. Onlardan çoğu yoldan çıkmış durumdadır. (Hadid 57/16)
24. Türkiye'de kendini müslüman saymayan azdır. Kendini müslüman sayanlar iki kesimdir. Birinci kesim kendini inanç boyutunda müslüman sayar. Onların içinde oruç tutan, kurban kesen, bayram namazı kılan ve zaman zaman Cuma namazına gidenler vardır. Onlar Batı medeniyetini hedeflemişlerdir. Kolaylık olsun diye onlara "Batıcılar" diyelim. Diğer kesim ise dinin emirlerini yerine getirme arzu ve kararlılığı içindedirler. Onlara da "dindarlar" diyelim.
Batıcılar dindarları gerici ve tutucu sayar, dindarlar da onları dinin dışında kalmakla suçlarlar.
25. Son yıllarda gösterilen gayretler her iki kesimi de Kur'an'ın etrafında toplamıştır. Kur'an'a yönelen Batıcılar, dindarlardan bir kısmının yaşadığı dinin hurafelerle dolu olduğunu görmüşler ve böyle bir din anlayışı ve uygulamasından uzak oldukları için kendilerini şanslı saymışlardır. Bu durum, böyle dindarları fena halde sarsmıştır. Bu sarsıntı karşısında onlar kendilerini savunmak için Kur'an'a yönelince yapılan tenkitlerin çoğunun haklı olduğunu görmüşlerdir. Bu yöneliş, hurafeye bulaşmış olsun olmasın, bütün dindarları ve Batıcıları derinden etkilemiştir. Artık bunların hepsi, Kur'an'ın etrafında tek vücut olma noktasına yaklaşmışlardır.
26. Bu sarsıntı, bazı kimselerin kendilerini tamamen dinin dışında görmelerine sebep olmuştur. Allah'ın Kitabına yönelmenin olduğu her yerde bu süreç kaçınılmaz olarak yaşanır. Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurur:
Onlara bu işte (din işinde) apaçık belgeler verdik. Birbirlerine düşmeleri ancak, kendilerine bu bilgi geldikten sonra, aralarındaki çekemezlikten dolayı oldu. İşte senin Rabbin kıyamet günü, onların ayrılığa düştükleri konularda aralarında hükmedecektir. (Casiye 45/17)
Ehl-i Kitap’tan ve müşriklerden olan o tanımazlar, kendilerine apaçık bir kanıt gelinceye dek çözülecek değillerdi.
O (kanıt) Allah’ın elçisidir ki, tertemiz sayfalar okur.
Onlarda dosdoğru hükümler bulunur.
Kendilerine Kitap verilenlerin bölük bölük bölünmeleri, ancak bu apaçık belgenin (Kur'an'ın) onlara gelmesinden sonra olmuştur. (Beyyine 98/1-3)
De ki: "Doğru geldi, eğri yok oldu. Çünkü eğri hep yok olagelmiştir.
İnananları esirgeyen ve iyileştiren ne varsa, biz Kuran ile onu indiririz. Ama bu, zalimlerin sadece yıkımını artırır. (İsra 17/81-82)
27. Kur'an'a yönelmenin güçlü olduğu her yerde çözülen gruplar, ellerindekini kaybetme korkusuyla harekete geçerler. Duygusal davrandıkları için tozu dumana katarlar. Kendilerine hiç bir şey anlatamazsınız. Onlara karşı sabırlı olmak gerekir.
Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurur:
"Sizde bir iyilik görülse bu onları tasalandırır. Başınıza bir kötülük gelse ona da sevinirler. Eğer sabırlı olur ve korunursanız onların kurdukları düzen size bir zarar vermez. Çünkü onlar ne yapsalar Allah, onu çepeçevre kuşatır." (Al-i İmran 3/120)
Bu çalkantılar faydalıdır. Bu sayede kimileri sevap kazanır, kimilerinin de gerçek kimliği ortaya çıkar. Sonunda sağlam bir din anlayışı elde etmek mümkün olur.
28. Kur'an'a yönelme bir fantazi ya da bir moda değildir; evrensel ve kalıcı boyutları olan ciddi bir iştir. Kur'an'a yönelme sloganı ile çıkanlardan kimileri, Kur'an'a uyma yerine Kur'an'ı kendilerine uydurma çabasına girebilmektedirler. Bunlar başkalarını tenkit ederken kendilerinin ne duruma düştüklerinin farkına bile varamıyorlar. Bu sebeple Kur'an'a yönelen herkes kendini bu açıdan sık sık sorgulamalıdır.
Allah Teâlâ şöyle buyurur:
Allah’ın ipine hep birlikte sımsıkı sarılın; birbirinizden ayrılmayın. (Al-i İmran 3/103)
يَاأَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا أَطِيعُوا اللَّهَ وَأَطِيعُوا الرَّسُولَ وَأُوْلِي الْأَمْرِ مِنْكُمْ فَإِنْ تَنَازَعْتُمْ فِي شَيْءٍ فَرُدُّوهُ إِلَى اللَّهِ وَالرَّسُولِ إِنْ كُنتُمْ تُؤْمِنُونَ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ ذَلِكَ خَيْرٌ وَأَحْسَنُ تَأْوِيلًا (59)
59-Ey İnananlar! Allah’a boyun eğin, elçisine boyun eğin, sizden olan yetkililere de. Bir konu üzerinde çekişince, eğer Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsanız onu hemen Allah’a ve Resulüne götürün. Bu hem daha hayırlıdır, hem de sonu daha iyi olur. (Nisa 4/59)
Allah'ın indirdiği Kitap ile aralarında hükmet. Sakın onların heveslerine uyma. Onlardan kaçın ki Allah'ın sana indirdiğinin bir kısmından seni saptırmasınlar. Eğer yüz çevirirlerse bilesin ki, Allah bir takım günahlarına karşılık başlarına bir kötülük gelmesini istiyordur. Zaten insanlardan çoğu gerçekten yoldan çıkmıştır.
Yoksa Cahiliye devri hükmünü mü arıyorlar? İyi bilen bir millet için kimin hükmü Allah'ın hükmünden güzel olabilir? (Mâide 5/49,50)
DEVAMI»»