59. Ordusuz millet ve milletsiz ordu düşünülemez. Bunlar et ve kemik gibi birbirine muhtaçtır. Et ile kemik arasına yabancı madde girerse vücutta dayanılmaz ağrılar olur. Ordu ile millet arasına yabancı unsurların girmesi de aynıdır. Yabancı unsurlardan kastedilen ikiyüzlülerdir. Bunların ne orduya ne millete faydası olur. Bunlardan kimileri ordunun, kimileri de milletin yanında yer almış gözükerek bir tarafı diğerinden koparmaya çalışırlar.
Ordu mensuplarıyla ilim adamları gerçekleri kolay kabul eden bir yapıya sahiptirler. Çünkü her iki meslek de yalandan, dolandan uzaktır. Ama bunlar kimseyi kandırmadıkları için başkalarının da kendilerini kandıramayacaklarını sanırlar. Kandırıldıklarını anladıkları zaman da iş işten geçmiş olur.
İkiyüzlüler, bulanık suda balık avlamaktan hoşlandıkları için ortalığı karıştırmakta üstlerine yoktur. Halkı, bunların samimi olmadıklarına inandırmak zordur. Bu sebeple onlara karşı mücadele yumuşak, dikkatli ve sürekli olmalı ve onları cesaretlendirecek, istismarlarına fırsat verecek bir uygulama içine girilmemelidir. Bu bakımdan devlet sorumluluğu ile hareket etmeli ve bunların ordu millet kaynaşmasının önüne geçmeleri engellenmelidir.
60. İkiyüzlüler ordu mensuplarının iyi niyetini istismar için ellerinden gelen her şeyi yaparlar. Bunlar bir kısım ilim adamlarını yanlarına almakta da zorluk çekmezler. Böylece durup dururken ülkede büyük sancılara sebep olabilirler.
Kur'an-ı Kerim'de ikiyüzlüler ile ilgili bir çok uyarı vardır. Onlardan biri şöyledir:
Ey İnananlar! Sizden olmayanı sırdaş edinmeyin, onlar sizi şaşırtmaktan geri durmazlar. Size sıkıntı veren şeyden hoşlanırlar. Onların öfkesi ağızlarından taşmaktadır, içlerinin gizlediği ise daha büyüktür. Eğer aklınızı kullanırsanız onlarla ilgili ipuçlarını açık açık ortaya koymuşuzdur.
İşte siz, öylesiniz ki, tutar onları seversiniz, ama onlar sizi sevmezler. Siz bu Kitabın (Kur'an'ın) tamamına da inanırsınız. Onlar sizinle karşılaşınca "İnandık" derler. Meydanı boş bulunca da, size olan öfkelerinden tırnaklarını yerler. De ki: "Öfkenizden çatlayın". Allah o göğüslerin ne taşıdığını bilir.
Sizde bir iyilik görülse bu onları tasalandırır. Başınıza bir kötülük gelse ona da sevinirler. Eğer sabırlı olur ve korunursanız onların kurdukları düzen size bir zarar vermez. Çünkü onlar ne yapsalar Allah, onu çepeçevre kuşatır." (Al-i İmran 3/118-120)
İnsanlar, tarih boyunca en büyük sıkıntıyı ikiyüzlülerden çekmişlerdir. Onlara münafık denir. Bunlar, inanmadıkları halde inanmış gözükürler. Bunların bir kısmı dürüst davrananları hayran bırakacak bir çizgi çizebilir. Nitekim onların içinde Hz. Muhammed'i bile hayran bırakanları olmuştur. Ayette şöyle buyurulur:
وَإِذَا رَأَيْتَهُمْ تُعْجِبُكَ أَجْسَامُهُمْ وَإِنْ يَقُولُوا تَسْمَعْ لِقَوْلِهِمْ كَأَنَّهُمْ خُشُبٌ مُسَنَّدَةٌ يَحْسَبُونَ كُلَّ صَيْحَةٍ عَلَيْهِمْ هُمْ الْعَدُوُّ فَاحْذَرْهُمْ قَاتَلَهُمْ اللَّهُ أَنَّى يُؤْفَكُونَ (4)
4-"Onları gördüğün zaman dış görünüşleri (kalıpları) seni imrendirir. Konuşurlarsa, konuşmalarına kulak verirsin. Tıpkı, dayalı kof kütükler gibidirler; her çığlığı kendi aleyhlerine sayarlar. İşte düşman onlardır. Onlardan sakın. Allah onların canlarını alsın. Nasıl da saptırılıyorlar. (Münafikûn 63/4)
61. Ordu ile milleti birbirinden soğutmak ve arayı açmak isteyenlerin işlerini kolaylaştıran bir husus vardır ki, onu gözden geçirmek gerekir. Ordu mensuplarının kışlaları ayrı, lojmanları ayrı, kantinleri ayrı, eğlenme ve dinlenme yerleri ayrıdır. Erkek vatandaşlar, sadece ömürlerinin bir döneminde er veya yedeksubay olarak ordu mensuplarıyla yüzyüze gelirler. Orada da konum gereği, ilişkiler askeri disiplin içinde olur. Bu tarz, askeri personeli bazı dış etkilerden koruyor gibi gözükse de halk ile araya mesafe sokmakta ve kaynaşmayı önlemektedir.
Ordu, bu halkın ordusudur. Bu sebeple halkın ordusuyla kaynaşması, karşılıklı destek ve güvenin artarak devam etmesi açısından çok önemlidir. Bu sayede, araya aracılar girmeden ordu halkını, halk da ordusunu yakından tanıma fırsatı bulacaktır.
Belli bir olgunluğa erişmemiş kişiler ordu mensubu olamazlar. Büyük bir tarihi geçmişi ve kökleşmiş geleneği olan Türk ordusunun bu konuda gelişmiş ve yerleşmiş ölçüleri vardır. Halkla birebir ilişkiye girildiği zaman, askeri personeli bazı dış etkilerden koruma düşüncesiyle halktan uzak tutmanın aşırı bir hassasiyet olduğu görülecektir.
Şunu da unutmamak gerekir ki, bundan zarar görecek olan iki yüzlüler ve onların uzantıları, ordu-millet kaynaşmasını engellemek için ellerinden ne gelirse yapacaklardır. Çünkü bu, onların oyunlarını bozacak, araya giremeyecekler ve milleti ordusundan ayırma umutlarını kaybedeceklerdir. İşte asıl o zaman ordu-millet olduğumuz bütün açıklığı ile ortaya çıkacaktır. Çağımızdaki şavaşların hattı müdafaayı değil, sathı müdafaayı gerekli kıldığı, o sathın da bütün vatan olduğu gerçeği, fiilen de bunu zorunlu kılmaktadır. O zaman düşmanların ülkemiz üzerinde planlar yapma imkanları da ellerinden alınmış olacaktır. Bunun ne kadar faydalı olduğu terörle mücadelede zaten görülmüştür.
Bir başka konu da şudur: Kimi siyaset adamları ve bazı basın organları derin devlet, çeteler vs. gibi üstü kapalı ve iğneleyici sözlerle kendi başarısızlıklarını veya halk tarafından kabul görmeyecek tekliflerini orduya mal etme gibi bir kurnazlık içine girerek menfaatlerini koruma uğruna bu ayrılığı körükleyebilmektedirler. Ordu millet-kaynaşması ideal boyutta devam ettiği taktirde bu gibilerin kurnazlıkları da kursaklarında kalacak ve kendi başarısızlıklarını örtmek için üstü kapalı da olsa orduyu kullanamayacaklardır.
DEVAMI»»