ANASAYFA

HURAFELER

ŞEHİTLERİ UNUTMA

ZİYARETCİLER

AKAİD

ÖZELLİKLERİMİZ

SORULARINIZ

KUR`AN ve TARİH

KAVRAMLAR

KUR`ANİ YAZILAR


   
  Tebyin - KUR`AN-I ANLAMAK KOLAYDIR....
  7- ORDU-MİLLET KAYNAŞMASI
 

7- ORDU-MİLLET KAYNAŞMASI 

59. Ordusuz millet ve milletsiz ordu düşü­nülemez. Bunlar et ve kemik gibi birbirine muh­taçtır. Et ile kemik arasına yabancı madde girerse vücutta dayanılmaz ağrılar olur. Ordu ile millet arasına yabancı un­surların girmesi de aynıdır. Yabancı un­sur­lardan kastedilen ikiyüzlü­lerdir. Bunların ne orduya ne millete faydası olur. Bunlardan kimileri ordunun, kimileri de milletin yanında yer almış gözükerek bir tarafı diğerin­den koparmaya çalışırlar.

Ordu mensuplarıyla ilim adamları ger­çekleri kolay kabul eden bir yapıya sa­hip­tirler. Çünkü her iki meslek de yalan­dan, dolandan uzaktır. Ama bunlar kim­seyi kandırmadıkları için başkala­rının da kendilerini kandıra­mayacaklarını sanırlar. Kandırıldıklarını anladıkları zaman da iş işten geçmiş olur.

İkiyüzlüler, bulanık suda balık avla­maktan hoşlandık­ları için ortalığı karıştır­makta üstlerine yoktur. Halkı, bun­ların samimi olmadıklarına inandırmak zordur. Bu se­beple onlara karşı mücadele yu­muşak, dikkatli ve sürekli olmalı ve onları cesaretlen­direcek, istismarlarına fırsat verecek bir uygulama içine girilmemelidir. Bu bakımdan devlet sorumluluğu ile ha­re­ket etmeli ve bunların ordu millet kay­naşmasının önüne geçmeleri engellenme­lidir.

 

60. İkiyüzlüler ordu mensupla­rının iyi niyetini istismar için ellerinden gelen her şeyi yaparlar. Bunlar bir kısım ilim adamlarını yanla­rına al­makta da zorluk çekmezler. Böylece durup dururken ül­kede büyük sancılara sebep olabilirler.

Kur'an-ı Kerim'de ikiyüzlü­ler ile ilgili bir çok uyarı var­dır. Onlardan biri şöyledir:

Ey İnananlar! Sizden ol­mayanı sırdaş edinmeyin, onlar sizi şaşırtmaktan geri durmazlar. Size sıkıntı veren şeyden hoşlanırlar. Onların öfkesi ağızlarından taşmak­tadır, içlerinin gizlediği ise daha büyüktür. Eğer aklınızı kullanırsanız on­larla ilgili ipuçlarını açık açık ortaya koy­muşuzdur.

 

İşte siz, öylesiniz ki,  tutar onları se­versiniz, ama onlar sizi sevmezler. Siz bu Kitabın (Kur'an'ın) tamamına da inanırsınız. Onlar sizinle karşılaşınca "İnandık" derler. Meydanı boş bulunca da, size olan öf­kelerinden tırnak­larını yerler. De ki: "Öfkenizden çatlayın". Allah o göğüslerin ne taşıdığını bi­lir.

 

Sizde bir iyilik görülse bu onları tasa­landırır. Başınıza bir kötülük gelse ona da se­vinirler. Eğer sabırlı olur ve koru­nursanız onların kurduk­ları düzen size bir zarar vermez. Çünkü onlar ne yapsalar Allah, onu çepe­çevre kuşatır." (Al-i İmran 3/118-120)

İnsanlar, tarih boyunca en büyük sı­kıntıyı ikiyüzlülerden çekmişlerdir. Onlara münafık denir. Bunlar, inanmadıkları halde inanmış gözükürler. Bunların bir kısmı dürüst davrananları hayran bıraka­cak bir çizgi çizebilir. Nitekim onların içinde Hz. Muhammed'i bile hayran bı­rakanları ol­muştur. Ayette şöyle buyurulur:

 

وَإِذَا رَأَيْتَهُمْ تُعْجِبُكَ أَجْسَامُهُمْ وَإِنْ يَقُولُوا تَسْمَعْ لِقَوْلِهِمْ كَأَنَّهُمْ خُشُبٌ مُسَنَّدَةٌ يَحْسَبُونَ كُلَّ صَيْحَةٍ عَلَيْهِمْ هُمْ الْعَدُوُّ فَاحْذَرْهُمْ قَاتَلَهُمْ اللَّهُ أَنَّى يُؤْفَكُونَ (4)

4-"Onları gördüğün zaman dış görünüş­leri (kalıpları) seni imrendi­rir. Konuşurlarsa, konuş­ma­larına kulak verirsin. Tıpkı, dayalı kof kütükler gibidirler; her çığlığı kendi aleyh­lerine sayarlar. İşte düşman on­lardır. Onlardan sakın. Allah onların canlarını alsın. Nasıl da saptırılıyorlar. (Münafikûn 63/4)

 

61. Ordu ile milleti birbirinden soğutmak ve arayı açmak isteyenlerin işlerini kolay­laş­tıran bir husus vardır ki, onu gözden geçirmek gerekir. Ordu mensuplarının kışlaları ayrı, lojmanları ayrı, kantin­leri ayrı, eğlenme ve din­lenme yerleri ayrıdır. Erkek vatandaşlar, sadece ömür­lerinin bir döneminde er veya yedeksubay olarak ordu mensuplarıyla yüzyüze gelirler. Orada da konum ge­reği, ilişkiler askeri disiplin içinde olur. Bu tarz, askeri perso­neli bazı dış etkilerden koruyor gibi gö­zükse de halk ile araya mesafe sok­makta ve kaynaşmayı önle­mekte­dir.

 

Ordu, bu halkın ordusudur. Bu sebeple halkın ordusuyla kaynaşması, karşılıklı destek ve güvenin artarak devam et­mesi açısından çok önem­lidir. Bu sayede, araya aracı­lar girmeden ordu hal­kını, halk da ordusunu yakından tanıma fırsatı bulacaktır.

Belli bir olgunluğa eriş­memiş kişiler ordu mensubu olamaz­lar. Büyük bir tarihi geçmişi ve kökleşmiş gele­neği olan Türk ordusunun bu ko­nuda gelişmiş ve yerleş­miş ölçüleri var­dır. Halkla bi­rebir ilişkiye girildiği zaman,  askeri personeli bazı dış etki­lerden ko­ruma düşüncesiyle halktan uzak tutmanın aşırı bir hassasiyet olduğu görü­lecektir.

Şunu da unutmamak ge­rekir ki, bun­dan zarar göre­cek olan iki yüzlüler ve onla­rın uzantıları, ordu-millet kaynaşmasını engellemek için ellerinden ne gelirse ya­pacaklardır. Çünkü bu, onla­rın oyunlarını bozacak, araya giremeyecekler ve mil­leti ordusundan ayırma umutlarını kaybedeceklerdir. İşte asıl o zaman ordu-millet olduğumuz bütün açıklığı ile ortaya çıkacaktır. Çağımızdaki şavaşların hattı müdafaayı değil, sathı mü­dafaayı gerekli kıldığı, o sathın da bütün vatan olduğu gerçeği, fiilen de bunu zo­runlu kılmakta­dır. O zaman düşmanların ülkemiz üze­rinde planlar yapma imkan­ları da ellerinden alınmış olacaktır. Bunun ne ka­dar faydalı olduğu terörle müca­delede zaten görülmüştür. 

Bir başka konu da şudur: Kimi siyaset adamları ve bazı basın organları derin devlet, çeteler vs. gibi üstü kapalı ve iğ­neleyici sözlerle kendi başarısızlıklarını veya halk tarafından kabul gör­meyecek tekliflerini orduya mal etme gibi bir kur­nazlık içine girerek menfaatlerini koruma uğruna bu ayrılığı körükleyebilmektedir­ler. Ordu millet-kaynaşması ideal boyutta devam ettiği taktirde bu gibilerin kurnaz­lık­ları da kursaklarında kalacak ve kendi başarısızlıklarını örtmek için üstü kapalı da olsa orduyu kullanamaya­caklardır.


                                           DEVAMI»»

 
  Bugün 235 ziyaretçi bizimle..