1/ALAK (Embriyon) SURESİ
Rahman ve Rahîm Allah adına.
1 - Oku! Yaratan Rabbinin adına;
2 - ki O, insanı alaktan (embriyondan) yarattı.
3 - Oku! Senin Rabbin ise Ekrem`dir (en üstün olandır).
4 - O ki kalemle öğretti; (Veya)
[3, 4 - Oku! En üstün olan senin Rabbin ise kalemle öğretendir;]
5 - insana bilmediğini öğretti.
6 - 8 - Hayır… Hayır… Dönüş Rabbine olmasına rağmen insan, kendini
yeterli gördüğünde (zengin olduğuna inandığında),
kesinlikle azar (tuğyan eder).
9, 10- Namaz kıldığı (haniflik ettiği, şirke ve tağuta karşı çıktığı) zaman bir kulu, engelleyen kişiyi gördün mü?
11, 12- Gördün mü, eğer o kul doğru yol üzerinde idiyse ya da
takvayı emrettiyse!
13- Gördün mü, eğer o yalanlamış ve yüz çevirmiş ise!
14- O, bilmedi mi? Kesinlikle Allah`ın görmekte olduğunu!
15, 16- Hayır… Hayır… Eğer o, son vermeyecek olursa, ant olsun,
perçemden; yalancı,günahkâr perçemden tutup sürükleyeceğiz.
17- O zaman o meclisini çağırsın.
18- Biz zebanileri çağıracağız.
19- Hayır… Hayır… Ona boyun eğme! Ve secde et ve yakınlaş.
E- AYETLERİN TAHLİLİ
1- اقْرَأْ بِاسْمِ رَبِّكَ الَّذِي خَلَقَ
1. Ayet: Oku! Yaratan Rabbinin adına;
İkra` ve Kur`an sözcükleri:
`إقرأ İkra` sözcüğü, “قرأ qaree” fiilinin emir kipidir. Bu sözcük İbranice`de ve Süryanice`de de mevcuttur. Meselâ şu anda bile Süryanice`de “okumak” sözcüğü için “kıryono” kullanılır. “ikri” sözcüğü de “adımla, oku” anlamındadır.
Araştırmacılar “ikra`” sözcüğünün, hangi dilden diğerine geçmiş olduğu konusunda tam bir kanaat sahibi değildirler.
Kur`an`daki terimler üzerinde büyük uzman Ragıb el İsfehânî`nin, Müfredat; Arap dili ve kökeni üzerinde büyük otorite olan İbn-i Menzur`un, Lisan-ül Arab ve Zebidi`nin, Tac-ül Arus adlı eserlerinde beyan ettiklerine göre; henüz defter-kitap ortada yok iken “qaree” sözcüğü, “hayız kanının rahimde toplanması ve dışarı atılması” anlamına üretilmiş (vazedilmiş) ve bu anlamda kullanılmıştır. Zaman içerisinde bu sözcük, kadınların hayızlı (kanamalı) geçen günleri ile takip eden kanamasız günlerini kapsayan dönemlerinin adı olarak kullanılmıştır. Nitekim sözcüğün Bakara suresinin 228. ayetindeki gibi kullanımı bu anlamdadır.
Daha sonra bu sözcük, “istiare (ödünç alma) yoluyla bir şeyleri biriktirip onu dağıtmak; başka yerlere nakletmek” anlamında kullanılmaya başlamıştır. Lisan-ül Arab`da yer aldığına göre “develerin, hamile kalıp yavruyu rahimde taşıyıp sonra da doğurmasına „qareetinnagatü” denilirdi.
Yukarıdakilere ek olarak bu sözcük bir de, “harfleri, kelimeleri, cümleleri ya da bilgileri bir araya getirip bir başkasına nakletme” eylemi için kullanılmaktadır. İşte bu sözcüğün “okumak” anlamında kullanılma nedeni budur.
Ne var ki bu sözcüğü kısaca “okumak” diye çevirmek, maalesef yeterli olmamaktadır. Kur`an`da bu sözcüğün neden kullanıldığını anlamak bakımından da yanlış sonuç vermektedir. Çünkü, Türkçe`de kullanılan “okumak” sözcüğünün karşılığı, Arapça`da “tilâvet” sözcüğüdür. Buna, hazır olan bir metni okumak diyebiliriz.
Ancak Kur`an`ın “ikra`” sözcüğü ile bu anlamda bir okumayı kastetmediği açıktır. A`lâ suresinde geçen “Biz sana biriktireceğiz ve dağıttıracağız, sen de unutmayacaksın” ifadesi ile Kıyamet suresinin17-19. ayetlerinde de tekrarlanan buna benzer ifadeler bize göstermektedir ki; “Kıraat, önce bir şeyleri (bilgileri) zihinde, kitapta vs. toparlayıp, hazırlayıp ondan sonra başkalarına sözlü ya da yazılı olarak aktarmaktır.”
Ele bir gazete, dergi, kitap alıp sessizce okuyup bir şeyler öğrenmek “kıraat” sözcüğünün ifade ettiği okumak olmayıp “tilavet” sözcüğünün ifade ettiği okumaktır. Görüldüğü üzere “ikra” sözcüğünün esas anlamını tek bir sözcükle ifade edemiyoruz. Meal ve tahlilde “ikra’” sözcüğüne “oku!” diye anlam vermiş olsak da doğrusu açıkladığımız gibidir. Bu dikkatten kaçırılmamalıdır.
Şu halde konumuz olan “ikra`” emrinden, peygamberimizde bir şeylerin biriktirileceğini ve sonra da bu biriktirilenlerin yine ona dağıttırılacağını anlamamız gerekir. Diğer bir ifadeyle peygamberimiz, Allah`tan bir şeyler öğrenecek ve öğrendiklerini insanlara öğretecektir. Bu öğretmeyi ister sesli isterse yazılı yapacaktır. Kendisine “ikra`” emir sözcüğü ile emredilen; verilen görev işte budur.
[Bu konuda şu ayetlere bakılabilir: İsra; 14, 45, 93, 106, Nahl; 98, Şuara; 199, A`râf; 204, İnşikak; 21, A`lâ; 6 ve Müzzemmil; 20.]
Ancak unutulmamalıdır ki bu ayetler kendisine vahyolduğu zaman neyi okuyacağını, neyi zihninde toparlayacağını, neyi depolayacağını, neyi taşıyacağını ve neyi dağıtacağını peygamberimiz henüz bilmemektedir.
Hud suresinin 1. ayetinde belirtilen Kur`an`ın “önce ihkam (yasalaştırma) sonra tafsil (detay, ayrıntı)” üslûbu doğrultusunda Kur`an`ın önsözü mahiyetinde olan bu surede işaret edilenlere, ilerideki ayetler ve surelerde detay verilecektir.
“Kur`an” sözcüğü de bu kökten türetilmiş “Furqan” kalıbında mastar ve isimdir. Anlamı da, “emir, nehy, kıssa toplanıp dağıtılan (Allah`tan alınıp, kullara tebliğ edilen); Allah`tan öğrenilip kullara öğretilen” demektir.
Özetle söyleyebiliriz ki “ikra`” emri, toplamak ve dağıtmak anlamı ekseninde “Vahyolunacağı zihninde toparla/ oku /dağıt, tebliğ et” anlamına gelir.
Yaratan Rabbinin adına.
Verilen görev Yaratan Rabb adınadır. Bundan sonra yerine getirilecek görevde kişisel bir amaç ve çıkar söz konusu olmayacaktır.
Peygamberimiz bundan böyle Rabbini de yavaş yavaş tanıyacaktır: Yaratan, Ekrem (En üstün olan), Kalemle öğreten…. Daha sonra Rabbülâlemin (Tüm yaratıkların Programcısı)…. Rahman (Çok merhametli), Rahîm (Hep merhametli), Malik-i yevmiddin (Karşılık gününün kralı), Rabbül felâk (çatlamanın programcısı), Rabbünnas (İnsanların programcısı), Habir (Her şeyden haberi olan)… Vahy geldikçe Esma-i Hüsna dediğimiz Rabbimizin güzel isim ve sıfatları öğrenilecek ve Rabbimiz tanınacaktır.
Rabb, “Terbiye edip eğiten, yarattıklarını belirli bir programa göre uygun olarak bir takım hedeflere götüren, tekâmülü (gelişmeyi) programlayıp yöneten” demektir. “Rabb” kavramı “Yaratan”, “ilâh” gibi diğer kavramlarla karıştırılmamalıdır.
Allah`ın Rabb özelliği zerreden evrene her nesne üzerinde ilk var oluşundan (doğumundan, oluşumundan) itibaren en son aşamaya kadar devam etmektedir. Hiçbir varlık hiçbir zaman bu programdan ayrı değildir. Rabb sıfatı Kur`an`da en çok geçen sıfattır ki tam 903 kez yer alır.
Elif. Lam. Ra. (Bu sana indirilen), hikmet sahibi (ve) her şeyden haberdar olan (Allah) tarafından ayetleri sağlamlaştırılmış, sonra da açıklanmış bir kitaptır. [Hud 1]