ANASAYFA

HURAFELER

ŞEHİTLERİ UNUTMA

ZİYARETCİLER

AKAİD

ÖZELLİKLERİMİZ

SORULARINIZ

KUR`AN ve TARİH

KAVRAMLAR

KUR`ANİ YAZILAR


   
  Tebyin - KUR`AN-I ANLAMAK KOLAYDIR....
  III- HOŞGÖRÜNÜN SINIRLARI
 

III- HOŞGÖRÜNÜN SINIRLARI

Hoşgörü, kötülüğe göz yummak ve zorbaya boyun eğmek değildir. Dünya onlara mı ka­lsın? Kötülüğe karşı insanları uyarmalı, tedbiri elden bırakmamalı ve gerektiğinde tavır koyma­lıdır.

1-İnsanları uyarma

“Aşırı giden kimselersiniz diye sizi Kuran'la uyarmaktan vaz mı geçelim?” (Zuhruf, 43/5)

“Sizden, iyiye çağıran, doğruluğu emreden ve fenalıktan men eden bir cemaat bulunsun. İşte başarıya ulaşanlar yalnız onlardır.” (Al-i İmran, 3/104)

“Onlardan bir takımlarına verdiğimiz dünyalığa sakın göz dikme ve onlar için kaygı­lanma. Sen kanadını inananlar için indir.
De ki, “Ben, işte ben apaçık bir uyarıcıyım."
Biz bölük bölük olanlara da indirmiştik.
Onlar Kur’an’ı parça parça ayıranlardır.
Rabbine and olsun, onların hepsini kesinkes sorguya çekeceğiz.
Her ne yapıp etmişlerse işte ondan.
Sana ne emrolunmuşsa onunla kafalarını çatlat. Puta tapanlara aldırış etme.
O alaycılara karşı biz sana yeteriz.
Onlar Allah ile beraber başka tanrı uyduranlardır. Ama yakında öğreneceklerdir.
Gerçekten biliyoruz ki, söyledikleri şeylerden senin için daralıyor.
Sen Rabbini hamd ile tesbih et ve secde edenlerden ol.
Ölünceye kadar da Rabbine kulluk et.” (Hicr, 15/88-99)

2- Tedbir


- “Ey İnananlar! Sizden olmayanı sırdaş edinmeyin, onlar başınıza dert açmaktan geri durmazlar. Sizi sıkıntıya sokacak şeylerden hoşlanırlar. Onların kinleri zaten ağızlarından taşar. İçlerinde gizledikleri ise daha büyüktür. Eğer aklınızı işletirseniz onların alametlerini size apaçık bildirmi­şizdir.

- İşte siz öyle kimselersiniz ki onları seversiniz, ama onlar sizi sevmezler.Bütün Kitaba da inanırsınız. Sizinle karşılaştıkları zaman: "Size güvence vermişizdir" derler, yalnız kaldıklarında da, öfkelerinden size karşı parmak uçlarını ısırırlar. De ki: "Öfkenizden geberin." Allah göğüs­lerin içinde olanı bilir.

- Size bir iyilik dokunsa onları rahatsız eder. Başınıza bir kötülük gelse ona da sevinirler. Eğer sabreder ve Allah’tan sakınırsanız, onların kurduğu düzenin size bir zararı olmaz. Çünkü ne yapsalar Allah onu çepeçevre kuşatmıştır.” (Al-i İmran, 3/118-120)

3- Kötü konuşmaları dinlememe

“ Ayetlerimizi çekiştirenleri görünce, onlar başka bir söze geçene kadar onlardan yüz çevir. Eğer şeytan sana unutturursa hatırladıktan sonra artık o zalimlerle beraber oturma.” (En’am, 6/68)

4- İyi geçinmek başka sevmek başkadır


“Ey inananlar! Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olanları dost edinmeyin. Siz onlara karşı sevgi gösteriyorsunuz oysa ki onlar, size gelen gerçeği kabul etmemişlerdir. Rabbiniz olan Allah'a inandınız diye tutup hem Peygamberi hem de sizi yurdunuzdan çıkarıyorlar. Onlara içten içe sevgi beslerseniz benim yolumda savaşmak ve rızamı kazanmak için çıktığınızda ne olacak? Ben, sizin gizlediğinizi de, açığa vurduğunuzu da bilirim. İçinizden kim bunu yaparsa şüphesiz doğru yoldan sapmış olur.

Sizi ele geçirseler düşman kesilirler.Ellerini ve dillerini size kötülük için uzatırlar. Keşke in­kar etseniz diye temenni ederler.” (Mümtahine, 60/1-2)

5- Silaha silah

Kargaşanın önüne geçmek için silah kullanmak gerekebilir.

- “Sizinle savaşanlarla Allah yolunda savaşın, ama haksız yere saldırmayın. çünkü Allah haksız yere saldıranları sevmez.

-Onları yakaladığınız yerde öldürün. Sizi çıkardıkları yerden siz de onları çıkarın. Kargaşa çı­karmak cana kıymaktan beterdir. Onlar sizinle savaşmadıkça siz Mescidi Haram yanında onlarla savaşmayın. Eğer savaşırlarsa onları öldürün. İşte Allah’ı tanımayanların cezası böyle­dir.

- Eğer vazgeçerlerse Allah bağışlar ve merhamet eder.

- Kargaşa bitip ortada yalnız Allah'ın dini kalana kadar onlarla savaşın. Eğer vazgeçerlerse ar­tık zalimlerden başkasına düşmanlık olmaz.” (Bakara, 2/190-193)

6- Savaşmayanlara karşı adil olmalıdır

“Allah, din hakkında sizinle savaşmayan, sizi yurdunuzdan çıkarmayan kimselere iyilik yap­manızı ve onlara adil davranmanızı yasaklamaz; doğrusu Allah adil olanları sever.

Allah sadece, sizinle din hakkında savaşanlara, sizi yurtlarınızdan çıkaranlara ve çıkarılma­nıza yardım edenlere yakınlık göstermenizi yasaklar. Kim onlara yakınlık gösterirse, işte onlar zalimlerdir.“ (Mümtahine, 60/7-9)

7- Baskıya son vermek için savaş

“Size ne oluyor da Allah yolunda savaşmıyorsunuz? Oysaki erkek, kadın, çoluk çocuk bir takım düşkünler "Rabbimiz! Bizi halkı zalim olan bu yerden çıkar, katından bize bir önder gön­der, katından bize bir yardımcı gönder" deyip duruyorlar.” (Nisa, 4/75)


SONUÇ

Akıl insanı hayvandan ayırır. İnsanın arzuları da vardır. Akıl arzuları dizginleyebilirse güzel şeyler olur. Arzular öne çıkarsa her şey alt üst olur. Düşünceler, bakışlar ve anlayışlar değişir.

“Arzularını kendine tanrı edineni gördün mü? Onu sen mi koruyacaksın?
Yoksa çoklarının söz dinlediklerini veya akıllarını işlettiklerini mi sanıyorsun? Onlar, başka değil sadece hayvanlar gibidirler; belki yollarını daha da kaybetmişlerdir.”
(Furkan, 25/43-44)

Müslüman arzularını dizginleyerek Allah’ın emirlerini öne alır. Kafir ise arzularını öne alarak Allah’ın emirlerini geriye iter. Bu, müslümanı diğerlerinden ayıran önemli noktalardandır. Bu­nun en güzel örneği şeytan ile Hz. Adem kıssasında görülür. şeytan, meleklerle beraber iken Allah’ın bir emri karşısında duygularını yenememiş yoldan çıkmıştı.

“And olsun ki, sizi yarattık, sonra şekil verdik, sonra meleklere, "Adem'e secde edin" dedik; İblis'ten başka hepsi secde etti, o secde edenlerden olmadı.

Allah, "Sana emrettiğim halde, seni secdeden alıkoyan nedir?" dedi, "Beni ateşten onu ça­murdan yarattın, ben ondan üstünüm" cevabını verdi.“
(A’raf, 7/11-12)

"
Ben ondan üstünüm" demesi şeytanın aklını değil, arzularını öne çıkardığını gösterir.

Allah Teâlâ Hz. Ademe de şunları söylemişti:

"Ey Adem! Sen ve eşin cennette kalın ve istediğiniz yerden yiyin, yalnız şu ağaca yaklaşma­yın yoksa zalimlerden olursunuz." (Araf , 7/19)

Ama şeytan ona vesvese verdi ve "Ey Adem! Sana sonsuzluk ağacını ve çökmesi olmayan bir saltanatı göstereyim mi? dedi.

Bunun üzerine ikisi de o ağacın meyvesinden yedi, ayıp yerleri görünüverdi. Cennet yaprak­larıyla örtünmeye koyuldular. Adem, Rabbine baş kaldırdı ve sapıttı. (Taha, 20/120-121)

Sonsuzluk ağacı ve çökmesi olmayan saltanat” sözleri Hz. Adem ile Havva’nın arzularını kamçıladı. Yasak ağaçtan yediler ve yoldan çıktılar.

Şeytan suçunu kabul etmedi, diretti. (Taha, 20/116) Ama Hz. Adem ile Havva, suçlarını anladı af dilediler.“Rabbi de onu seçip tevbesini kabul etti, ona doğru yolu gösterdi.”” (Taha, 20/122)

Müslümandan başkasının, bir menfaat beklemeden ve güçlüklere katlanarak hoşgörülü davranması düşünülemez. Bugün batı insanı kendi öz evladının bile yükünü çekemiyor. Arzularını tatmin için nesilleri, bitkileri, hayvanları, balıkları havayı, suyu ve uzayı bile yok ediyor. Böyle kimselerden hoşgörüyü nasıl beklersiniz?

Hz. Adem örneğinde olduğu gibi müslümanlar da zaman zaman arzularını dizginleyemezler. Böyle durumlarda hoşgörülü davranmadıkları olur. Ama bu gibi davranışlara toplumun muhalefeti olacağından uzun ömürlü olmaz. İslam toplumunda uzun ömürlü olan hoşgörüdür. Bunun sayısız örneklerini her yerde görmek mümkündür.


 
  Bugün 298 ziyaretçi bizimle..