ANASAYFA

HURAFELER

ŞEHİTLERİ UNUTMA

ZİYARETCİLER

AKAİD

ÖZELLİKLERİMİZ

SORULARINIZ

KUR`AN ve TARİH

KAVRAMLAR

KUR`ANİ YAZILAR


   
  Tebyin - KUR`AN-I ANLAMAK KOLAYDIR....
  II- HOŞGÖRÜ
 

II- HOŞGÖRÜ

Hoşgörülü kişi güzel davranışlar gösterir. En büyük hoşgörü yakın çevreye, aile fert­lerine ve Müslümanlara karşı olur. İnsanlara inandığı gibi yaşama hürriyetini veren bizzat Allah Teâlâ olduğu için ne Yahudi’ye, ne Hırıstiyana ne de bir başka inanç sahibine baskı yapılır. Kimsenin inancına hakarete hakkımız yoktur. Bize düşen güzellikle uyar­maktır. “Rabbinin yoluna, hikmetle, güzel öğütle çağır; onlarla en güzel şekilde tartış. Çünkü Rabbin, kendi yolundan sapanları daha iyi bilir. O, doğru yolda olanları da çok iyi bilir.” (Nahl 16/125)

1- Davranışlarda güzellik

Lokman, oğluna öğüt verirken şöyle demişti:

- "Yavrucuğum, namazı kıl, güzeli iste, fenalığı önle, başına gelene katlan, bunlar gerçekten kararlılık gösterilecek işlerdendir."
- "İnsanları küçümseyip dudak bükme, yeryüzünde kasılarak yürüme; Allah, kendini beğenip övünen hiç kimseyi sevmez."
- "Yürüyüşünde sade ol; sesini alçalt. Seslerin en çirkini şüphesiz eşeklerin sesidir."

(Lokman 31/13-19)

- “Rahman’ın kulları yeryüzünde gösterişsiz yürürler. Onlara kendini bilmeyenler takılırsa “Esen kalın.” deyiverirler.
- Bir de gecelerini Rableri için secdeye vararak ve kıyama durarak geçirirler.
- Derler ki, "Rabbimiz! Bizden cehennem azabını uzaklaştır; çünkü onun azabı yakayı bırak­maz.
- Orası ne kötü konak, ne kötü yurttur."
(Furkan 25/63-66)

2- Müslümanlara karşı hoşgörü

Allah Teâlâ Kur'an’dan başka bir kitabı koruma altına almamıştır. Bu sebeple gerek sünnet ve gerekse icma üzerinde devamlı şüphe gölgesi olmuştur. Bizzat Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin ağzından çıktığı kuşku götürmez bir şekilde tespit edilen mütevatir hadis sa­yısı alimlere göre farklılık gösterir.
İcmaın fiilen gerçekleşip gerçekleşmediği de tartışmalıdır.

Müslümanların tartışmadıkları tek metin Kur’an-ı Kerim’dir. Bir de namaz gibi, müslüman­ların titizlikle uyguladığı şeyler vardır. Bu şekilde gelen helaller helâl, haramlar da ha­ramdır. Bunlar bütün mezheplerin ortak noktalarıdır. Bu sınırları aşmamak şartıyla her türlü yorum ve nakiller kabul edilebilir. Bu, müslümanların çok sesliliğidir ve bir rahmettir. Mezhep ve meşreb ihtilafları bir ayrılık değil, bir gelişme ve ilerleme sebebidir. Müslümanların Kur’an’ın açık hükümlerine aykırı düşmeyen davranışlarına karşı hoşgörülü olmak, onları dost bilmek ve onlara karşı alçak gönüllü olmak her müslümanın borcudur. Allah Teâlâ şöyle buyur­muştur:

“Muhammed Allah'ın elçisidir. Onun beraberinde bulunanlar, inkarcılara karşı çok sert, kendi aralarında merhametlidirler.” (Fetih 48/29)

“Ey İnananlar! İçinizden kim dininden dönerse bilsin ki, Allah onların yerine sevdiği ve onla­rın da onu sevdiği bir milleti getirir. Bunlar inananlara karşı alçak gönüllü, inkarcılara karşı çok sert olurlar. Allah yolunda cihat eder, kınayanların kınamasından korkmazlar. İşte bu Allah’ın öyle büyük bir vergisidir ki, kime dilerse ona verir. Allah her şeyi kaplar ve bilir.

Sizin dostunuz ancak Allah ve onun peygamberi ile namaz kılan, zekat veren ve rüku eden müminlerdir.

Kim Allah'ı, Peygamberini ve inananları dost edinirse Allah'tan yana olanlar şüphesiz üstün gelirler.” (Maide 5/54-56)

3- Aile fertlerine karşı hoşgörü

“Biz insana, anasını babasını saymasını öğütledik. Anası onu, halden hale girerek karnında taşımıştı. Ayrılması iki yılda olmuştu. Bana da şükret, ana babana da. Dönüş sadece banadır.

Onlar, hakkında bilgin olmayan şeyi bana ortak sayman için seni zorlarlarsa sakın boyun eğme. Ama dünya işlerinde güzellikle onların yanında ol. Sen bana yönelenin yoluna gir. Zaten dönüşünüz bana'dır. O zaman size, ne yaptığınızı bildireceğim.” (Lokman 31/14-15)

“Ey inananlar! Eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman kesilenler olur, onlardan sakının; ama, siz affeder, suçlarını örter ve bağışlarsanız, işte Allah da çok bağışlar ve çok acır.

Doğrusu mallarınız da çocuklarınız da sırf sizi denemek içindir. Büyük ecir ise Allah katın­dadır.” (Teğabün 64/14-15)

4- İnanç hürriyeti

Kişi kendi inancına kendi karar verir. Çünkü iman bir kalp işidir. İnsanlar kalbe karışamaz. Onlarınki ancak bir teklif ve tavsiye olabilir.

İbadetlerde de niyet şartı vardır. Niyet de kalp işi olduğundan ona da karışılamaz.

Müslümanlara düşmanlığı bir inanç haline getirmiş ehl-i kitaba katlanmak, inançlara hakaret etmemek ve her kesin dini kendine demek de gerçek bir inanç hürriyeti göster­gesidir.

a- İman bir kalp işidir

İmanın temeli kalp ile tasdiktir. Kalpteki tasdiki bir o kişi bir de Allah bilir. Bu sebeple bir kimseyi bir inancı kabule veya inkara zorlamak anlamsızdır.

“Dinde zorlama yoktur; artık doğru ile eğri birbirinden iyice ayrılmıştır. Bundan böyle kim zorbaları tanımaz da Allah'a inanırsa kopmak bilmeyen sağlam bir kulpa yapışmış olur. Allah işitendir, bilendir.” (Bakara 2/256)

Kalbe iman girmemişse dil ile inandım demenin anlamı yoktur.

“Ey elçi! ağızlarıyla inandık diyen ama kalpleri inanmamış olanlarla Yahudilerin küfür içinde koşuşmaları seni üzmesin.” (Maide 5/41)

“Çöl Arapları "İnandık" dediler. De ki: "İnanmadınız ama boyun eğdik deyin; o inanç henüz kalplerinize yerleşmemiştir." (Hucurât 49/14)

Bir kimseye zorla inandım dedirtmek onu münafık yapmaktır. Bunun bir faydası olmaz.

“Rabbin dileseydi, yeryüzünde bulunanların hepsi inanırdı. Öyle iken insanları inanmaya sen mi zorlayacaksın?” (Yunus 10/99)

b- Niyet

Allah’a isteyerek boyun eğmenin göstergesi niyettir. Niyet, bir şeye içten karar vermektir. “Ameller niyetlere göredir.”[[1]] Niyetsiz ibadet yapılmadığından zorla ibadet olmaz.

c- Ehl-i kitap

Ehl-i kitap Yahudi ve Hıristiyanlar için verilmiş ortak addır.

“De ki: "Ey ehl-i kitap! Bizimle sizin aranızda aynı olan şu söze gelin: Allah'tan başkasına kulluk etmeyelim, ona bir şeyi ortak saymayalım, kimimiz kimini Allah’tan önce birer rab edin­mesin." Eğer yüz çevirirlerse deyin ki: "şahid olun bizler teslim olmuşuzdur" (Al-i İmran 3/64)

“Kitap ehli inanmış olsalardı, kendileri için daha hayırlı olurdu; içlerinde inananlar olmakla beraber, çoğu yoldan çıkmıştır.

Onlar size, incitmekten başka bir zarar veremezler. Sizinle savaşa koyulurlarsa, geri dönüp kaçarlar. Sonra kendilerine yardım da edilmez.” (Al-i İmran 110-111)

“Yahudiler de Hıristiyanlar da senden hiç bir zaman hoşlanmazlar; onların dinine uyarsan o başka. Onlara de ki: "Asıl yol, Allah'ın gösterdiği yoludur". Sana gelen bu bilgiden sonra tu­tar da onların heveslerine uyarsan, artık Allah'a karşı ne bir koruyucun olur ne de yardımcın. (Bakara 2/120)

“İsrail oğulları antlaşmalarını bozdukları için kendilerini lanetledik ve kalplerini katılaştırdık. Onlar sözleri yerlerinden kaydırırlar. Verilen öğütlerden faydalanmayı unuttular. İçlerinden pek azı dışında onlardan görüp duracağın hep hainliktir. Yine de onları affet ve görmezlikten gel. Çünkü Allah iyilik edenleri şüphesiz sever.” (Maide 5/13)

d- Herkesin dini kendine

“De ki: "Ey kafirler!
Tapmam sizin taptıklarınıza.
Siz de tapmazsınız benim taptığıma.

Ben de işte tapmam sizin taptığınıza.
Siz de tapmazsınız benim taptığıma.
Sizin dininiz size, benim dinim de bana.”
(Kafirûn 109/1-6)

“De ki: "Doğru olan Rabbinizden gelendir." Dileyen inansın, dileyen tanımasın. Ama biz za­limler için öyle bir ateş hazırladık ki, duvarları çepçevre onları içine alacaktır. Onlar yardım is­tediklerinde, erimiş maden gibi yüzleri kavuran bir su sunulur. O ne kötü içecektir. Bu ne sıkıntılı bir beraberliktir!” ( Kehf 18/29)

“Size apaçık deliller geldikten sonra yine de yan çizerseniz biliniz ki, Allah daima üstündür. Hükmünü yerli yerinde verir.” (Bakara 2/209)

Eğer tanımazlık edip durursanız ya çocukları ak saçlılara çevirecek bir günden nasıl koru­nursunuz?
O gün gök bile parçalanacaktır. O'nun sözü yerine getirilecektir.” (Müzzemmil 73/17-18)

“Kim yola gelirse sadece kendi için gelmiş olur. Kim de yolunu kaybederse sadece kendi aleyhine kaybeder. Hiç bir günahkar başkasının günahını çekmez. Biz de bir elçi gönderinceye kadar azab etmeyiz.” (İsrâ 17/15)

e- İnançlara hakaret yasağı

“Allah'tan başka yalvardıklarına sövmeyin. Sonra onlar da taşkınlık edip bilmeyerek Allah'a söverler.” (En’am 6/108)

5- Münafıklara aldırmama

“Sana indirilene ve senden önce indirilenlere inandıklarını sananları görmez misin; isterler ki, zorbaların önünde yargılansınlar. Oysa bunlara emredilen onu tanımamalarıdır. şeytan onları derin bir sapıklığa itmek ister.
Onlara dense ki, "Haydi Allah'ın indirdiğine ve Peygambere gelin", o zaman da münafıkların senden uzaklaştıkça uzaklaştığını görürsün.
Kendi elleriyle yaptıklarından ötürü başlarına bir kötülük gelince ne olacak? Sonra da Allah’a yemin edip, “Bizim iyilik ve uzlaşma dışında bir isteğimiz olmamıştır." diye sana geleceklerdir.
İşte bunların kalplerinde ne olduğunu Allah bilir. Onun için sen onlardan yüz çevir, onlara öğüt ver ve içlerine işleyecek bir söz söyle.” (Nisa, 4/60-63)

“Sana "Baş üstüne" derler, ama senin yanından uzaklaşınca, içlerinden bir takımı, geceleyin senin dediklerinden başkasını ortaya koyar. Allah da onların gece yaptıklarını yazar. Artık on­lardan yüz çevir. Allah'a dayan. Koruyucu olarak Allah yeter.” (Nisa, 4/81)

6- Kendini bilmeyenlere aldırmama

“Onları doğru yola çağırsan duymazlar. Sana baktıklarını görürsün ama seçemezler.
Sen bağışlamadan yana ol, uygun olanı emret, kendini bilmeyenlere de aldırma.
Şeytan seni dürtecek olursa Allah'a sığın. Çünkü o işitir ve bilir.
”(A’raf , 7/198-200)

7- Her zaman adalet

“Ey İnananlar! Allah rızası için, eğilmeyen, dürüstçe şahitlik yapan kimseler olun. Bir toplu­luğa olan öfkeniz sakın sizi adaletsizliğe sürüklemesin. Adil olun; takvaya en yakın olanı budur. Allah'a karşı korunun, çünkü Allah işlediklerinizden haberdardır.” (Maide, 5/8)


                                                                             DEVAMI>>>

[1] Bu hadis-i şerif, Sahih-i Buhârî’nin en başında yer alır.

 
  Bugün 296 ziyaretçi bizimle..